Kayıtlar

Resim
  Ateşten gömlektir giyemezsiniz!  Demirden leblebidir yiyemezsiniz!  Uzak bir yoldur gidemezsiniz!  Gelme, gelme! Dönme, dönme!... Ey talip, yalan söyleme!  Gıybet etme!  Şehvetperest olma!  Kibir ve kin tutma!  Haset etme!  Garaz, buğz etme!  Gördüğünü ört, görmediğini söyleme!  Elinle koymadığını kaldırma (çalma)!  Sözün geçtiği yere söz söyle!  İbret ile bak, hilm ile söyle!  Büyüğe hizmet et, gocunma!  İkrarına sabit ol (sözünden, yolundan dönme)! Hakkı özünde mevcut bil!  Erenlere agâh ol!... Türk Bilge Eren Hacı Bektaş Veli Dergâhı tarafından (Oğuz Beğdili Karacayurt, Karacakurt Türkmenlerinin bir kolu) Karacalı obasını irşada görevlendirilen Kolu Açık Hacım Sultan evlatlarının daha sonraları göçtüğü Malatya ilinin Yazıhan ilçesine bağlı Karaca köyünden Göğ (Gök) Hüseyin Dede'ye verilen biat (söz) alma belgesinden. Piri Türkistan Ahmed Yesevi ekolünden olan, Horasanlı Türk Bilge Eren Hacı Bektaş Ocağı...
Resim
   BEĞDİLİ (BEYDİLİ/BADILLI) KARACAKURT TÜRKMEN AĞIDI Karacayurt yaylası serindir havası, Ağlar gelinleri, kalmadı sefası. Rakka'ya gidenin bitmez cezası, Çöle düştü Karacakurt'un beyleri... Seyran eder idik Hacıbektaş’ı, Akar gözlerimizden kan ile yaşı. Kızılırmak kıyısı yas tutar taşı, Vuruldu nice Türkmen başları. Yollara düşüldü, tozu dumanla, Geçti koskoca yıl feryat figanla. Yoğruldu şu toprak al kızıl kanla, Kurudu pınarlar, açmaz oldu güller... Fırat’ın ötesi bir kızgın fırın, Bilinmez yarını, hali bu asrın. Sıcağı bir yandan, bir yandan kahrın, Kavruldu çöllerde Türkmen balası... Uzaktan göründü Colab’ın düzü, Ağlatır anaları, körpe kuzuları. Yaktı ciğerleri sıtma marazı, Kırıldı obanın koç yiğitleri. Hasan dağı, Erciyes, Beğdili eli, Ah çektikçe eser ayrılık yeli. Rakka derler bir zehir çölü, Unuttu yaylayı, Seyfe gölünü. Hakkımızda devlet yazdı fermanı, Tükendi dizlerin, kalmadı dermanı. Eksik olmaz dertli başın dumanı, Kırıldı kolu kanadı, Karacakurt'un... Budal...
Resim
  KARACAKURT TÜRKMEN OZANI: AŞIK HÜSEYİN  Gönül arzeyliyor dostu sılayı Engel bırakmıyor buna ne dersin Eller beğenmezken balı hurmayı  Evdeki tükenen una ne dersin. Kimi doğru gider kimi şaşırmış  Kimi kağnısını dağda aşırmış  Hüseyin yolunu sarpa düşürmüş  Devresi bilinmez yola ne dersin.     19. yüzyılın güçlü ozanlarından olan Aşık Sülük Hüseyin'in doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1838 kıtlığına söylediği bir destan, onun 1815-1820 yıllarında doğmuş olabileceği ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Elli dört senesi bahar ayları  Hep kurudu dereleri çayları  Açlık sardı şehir ile köyleri Aman Allah ne olacak halimiz. Aşık Sülük Hüseyin'in doğum tarihi gibi ölüm tarihi de bütün araştırmalarımıza rağmen şimdilik bilinmezliğini korumaktadır. Etem Paşa orduların başında Erzel Paşa gezer düşman peşinde Gündüz hayalimde gece düşümde Yatın dağlar geçeceğim ardına  Evelallah güveniyom orduma. Tarihçi Yılmaz Öztuna'nın bildirdi...
Resim
Buyruk: "Erenlere 40 elma gelse, Erenler 40 kişi olsa; Herbirine birer elma virmek, eşit pay itmek gerek.  Zira yol içinde; Ulu, küçük olmaz." (Erkannameden) *** Bir ekmeği ikiye bölüp yarısını bir aça verene cömert de, kendi yemeyip bütününü muhtaç olana verene ise kardeş de! Türk Bilge Ali Şir Nevai *** Eline bakanla ekmeğini Yüreğine bakanla sevgini paylaş! Türk Atasözü *** "Paylaşmak, sevginin özüdür." Saka Türk Bilgesi Kutlu Burkan  *** Bizim "Sosyal Devlet, Sosyal Adalet"ten anladığımız budur. Üleşmek, bölüşmek, paylaşmak, yardımlaşmak ve dayanışmak. Koca Yunus'un dediği gibi: "Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz." Töre budur, yol budur... Anadolunun bazı yörelerinde Karacakurt Türkmenleri dost ve akrabalarına BÖLE diyerek hitap ederler.  Bunun anlamı; derdi sevinci, ekmeği aşı, seninle bölüşürüm demektir  Fatih Mehmet Yiğit   TÜRK BİLGELİĞİ 
Resim
  Er oğlu er şöyle bir yiğitir, Söylediği sözü yola getirir. Yiğit olan, sırrın kimseye demez, Kötü, kalbindekin dile getirir. Yalnız git, yoldaş olma yüzsüze, Selâm verme erkânsıza, yolsuza Komşu olma namussuza, arsıza, Akibet üstüne hile getirir. Karac'oğlan der ki: Her sözüm haktır, Yiğit olmayanın yalanı çoktur. Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, Herkes ateşini kendi götürür. Karacakurt Türkmen Ozanı Karacaoğlan TÜRK BİLGELİĞİ
Resim
Sunam Elbeyli'den çekmiş göçünü Aşar gelir bİr gözleri sürmeli  Zorkun yaylasında almış bacını  Aşar gelir bir gözleri sürmeli. Yorulmuş dayanmış bir kara taşa  Yavrusun aldırmış alıcı kuşa  Kaldırmış başını ağlar Maraş'a  Aşar gelir bir gözleri sürmeli. Kuşlar sazlığında tavlası bağlı  Dum dum yaylasında sinesi dağlı  Aladağ Bakırdağ kırcı boranlı Aşar gelir bir gözleri sürmeli. Terkeylemiş obasını elini  Erciyes'te teziktirmiş yolunu  Kızılırmak salında Çallı belini  Aşar gelir bir gözleri sürmeli. Gelip konmuş şu Seyfe'nin gölüne  Kekikli yavşanlı Malya çölüne  Kaman diyarına Keskin eline  Aşar gelir bir gözleri sürmeli. Hüseyin'im dertli söyler dilleri  Mihrican değdi de soldu gülleri  Kırşehir İnaç'tan Susuz'dan beri  Aşar gelir bir gözleri sürmeli. Aşık Hüseyin Karacakurt Türkmen Ozanı 
Resim
    XVII. Yüzyıl Alevi-Bektaşi Türkmen Şiirlerinde Göç, Sürgün ve Sembolizm: Dedemoğlu ve Beğdili Karacakurt Türkmenleri Bağı Özet 17. yüzyıl Türk halk edebiyatı ve âşıklık geleneğinde zorunlu iskân, sürgün ve gurbet temaları merkezî bir yer tutar. Oğuzların Bozok koluna mensup Beğdili (Beydili) boyu ve onun alt topluluklarından Karacakurt Türkmenleri , Osmanlı Devleti'nin 17. yüzyıl sonundaki iskân politikaları (1691-1696) sonucunda Anadolu yurtlarından alınıp Rakka (Colab) çöllerine sürülmüştür. Bu toplumsal trajediyi edebiyata taşıyan en önemli Abdal ozanlardan biri Dedemoğlu ’dur. Bu çalışmada, Dedemoğlu'nun biyografik çerçevesi, Beğdili Karacakurt aşiretiyle tarihsel bağı, çağdaşı Ozan Budala ile metinsel kesişimleri ve "Turna" motifi üzerinden kurulan Alevi-Bektaşi tasavvufi/simgesel anlatısı akademik literatür ışığında incelenmiştir. 1. Giriş: Beğdili Karacakurt Türkmenleri ve Rakka Sürgünü Oğuzların Bozok kolunun Yıldızhan soyuna mensup olan ve kökenleri Dani...